iyi olanın kurdelesine

camdan nazar boncukları dizdim

öyle mendiller gördüm ki

otogarları hamalsız bırakan

yazayım desem yer bulamam

helâ kapılarının artlarına

sevginin elleri iğne iplik tutuyor

koparılan her çiçeğe kollarımızı

dal diye germek zamanıdır

bir etek ki üzerine dikilseler

hangi giyen soldurmaz ki

maalesef haybeye çabamız

gücümüz havandaki suya yetiyor

henüz yaşamımken geçen günler

zaten geçmiş olmadan zayi oldular

bagajım boş ve tekerleri kırık

yaşlarımın bazılarından haberim yok

kimi yaşlandı ya da kimi yaşadı

kafakağıdım

tükürüp üzerine basmak için

hadi mahvolsun hatırlanan ilk gün

salıncaksızsa hamaksızsa

olan ağacım da kurusun

peçetemde kan görmemekten mutluyum

nihayet bir sabaha vardım ve

apansız bir sükûnet suda ışıldadı

artık gözlerimi onunla kör etmek

bir denizden ve derinliklerinden

çok daha anlamlı

çünkü tuz çürüğü ve

solan renkleri kayıkların

balıkların da rutinidir

ikna edildim

tek başınalık için herkesi

hiç kimse olarak koynuna aldığın

büyük beden bir sütyen gibi yalnızlığı

içten içe takmalıyım

en çok da askısına tutunmalıyım

seninle bu yerden çekip gittik

sırtını bıraktın çantanı aynı

eşe dosta aldırmadın aynı

büyükçene bir şal alıp lime lime

kestim ve sevginle ıslatıp

dur diyen ağızlara tıkadım

sen de tüketmeden öğrenmeliydin

göğsünde bir kafesle yaşamak

seni oraya sığınmaktan başka

çaresi olmayan bir kuş kılmazdı

üzerini uyu diye değil

gece diye örtenler

kapını uç diye değil

kaybol diye açanlar

gülüşlerinde bin ağlama seyretti

yine de ne tuhaf ama değil mi

tüm bunlar kırtasiye masraflarına indirgendi

pencereler kendi kendine çarpıyor

bu demektir ki evdesin

ama yokum diyorsun

kaçıncı katta koştuğumu bilmiyorum

bir gün inersem merdivenin neresindesin

ayakkabılarımı aldığın eşikten bile güzelsin

arkama havlu koymanı bekliyorum

(bugün de

seni

seviyorum)

Bir Cevap Yazın

ZİFİN EDEBİYAT sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin